600 Kilometre Uzağa Sürülen İşçiye Yargıtay Kalkanı! Maaşı Düşürülmüştü
Rızası dışında önce 400, sonra 600 kilometre uzaktaki işyerine gönderilen ve maaşı düşürülen işçi için Yargıtay emsal niteliğinde karar verdi: Nakil işleminin hukuka aykırılığı tespit edilebilir.
Çalışma hayatında en sık yaşanan anlaşmazlıklardan biri, işverenin işçiyi onun rızası olmadan başka bir şehirdeki işyerine göndermesi. Yargıtay, bu konuda milyonlarca çalışanı ilgilendiren emsal niteliğinde bir karar verdi. Çalıştığı yerden önce 400, ardından 600 kilometre uzaklıktaki işyerlerine gönderilen ve bu süreçte ücreti de düşürülen bir teknisyenin davasında Yüksek Mahkeme, bu tür nakil işlemlerinin hukuka aykırılığının tespiti için dava açılabileceğine hükmetti.
Önce 400, sonra 600 kilometre
Olay, bir kamu şirketine ait termik santralde teknisyen olarak çalışan bir işçinin başından geçti. İşçi, çalıştığı yerden 400 kilometre uzaklıktaki başka bir işyerinde görevlendirildi. Bir süre sonra bu kez 600 kilometre uzaklıktaki bir işyerine gönderildi. Bu süreçte aldığı ücret de düştü. Kendi isteği dışında yapılan bu değişikliklere itiraz eden işçi, İş Mahkemesi'ne başvurdu ve mahkeme kararıyla eski görevine iade edildi.
Göreve döndükten 3 ay sonra yeniden tayin
Ancak işçinin eski görevine başlamasının üzerinden sadece 3 ay geçmişti ki, İnsan Kaynakları Daire Başkanlığı kararıyla başka bir kentteki işletmeye yeniden atandı. İşçi ikinci kez İş Mahkemesi'nin kapısını çaldı. İşlemin açıkça hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek eski görevine iadesini ve çalışma şartlarındaki esaslı değişikliğin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etti.
Şirket: Bu bir işletme kararı
Davalı şirketin avukatı, yapılan naklen tayin işleminin idari bir işlem olduğunu, bu nedenle davanın idare mahkemelerinin görev alanına girdiğini savundu. Avukat ayrıca naklen atamanın bir işletmesel karar olduğunu, bu kararların doğruluğu ve yerindeliğinin mahkemece denetlenemeyeceğini öne sürdü.
İş Mahkemesi, işçinin kendi istek ve rızası dışında başka bir termik santrale atandığını, bu atamanın çalışma şartlarında esaslı değişiklik niteliği taşıdığını belirterek davayı kabul etti. Şirket kararı istinafa taşıdı. Bölge Adliye Mahkemesi ise 4857 sayılı İş Kanunu'nda işverenin yönetim hakkı kapsamında işçinin işyerini veya işini değiştirmesine karşı iptal davası öngörülmediğine dikkat çekerek İş Mahkemesi'nin hükmünü kaldırdı ve davayı reddetti.
Yargıtay: Hukuka aykırılık tespit edilebilir
İşçinin temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, önemli bir ayrıma dikkat çekti. Daire, nakil işleminin iptaline ilişkin açılan bir davada işlemin doğrudan iptaline karar verilemese bile, hukuki yarar bulunması halinde işlemin hukuka aykırı olup olmadığının değerlendirilebileceğini ve buna göre hukuka aykırılığın tespitine hükmedilebileceğini hatırlattı. Davanın kabulü ile nakil işleminin hukuka aykırı olduğunun tespiti gerekirken davanın reddedilmesini hatalı bulan Daire, bölge mahkemesinin kararını bozdu. Böylece işçinin önünde hakkını arayabileceği yol yeniden açılmış oldu.
Esaslı değişiklik nedir?
İş Kanunu'nun 22'nci maddesine göre işveren, iş sözleşmesiyle ya da işyeri uygulamasıyla oluşan çalışma koşullarında esaslı bir değişikliği ancak durumu işçiye yazılı olarak bildirerek yapabiliyor. Bu şekilde yapılmayan ve işçinin 6 iş günü içinde yazılı olarak kabul etmediği değişiklikler işçiyi bağlamıyor. İşyerinin başka bir şehre değiştirilmesi, ücretin düşürülmesi, çalışma saatlerinin köklü şekilde değiştirilmesi gibi durumlar esaslı değişiklik olarak kabul ediliyor.
İşçi değişikliği kabul etmezse, işveren değişikliğin geçerli bir nedene dayandığını yazılı olarak açıklamak ve fesih bildirim süresine uymak şartıyla sözleşmeyi feshedebiliyor. Bu durumda işçinin kıdem ve ihbar tazminatı hakları gündeme geliyor. Rızası olmadan uzak bir şehre gönderilen işçi ise iş sözleşmesini haklı nedenle feshederek kıdem tazminatını talep etme imkanına da sahip olabiliyor.
Benzer durumdaki çalışanlar ne yapmalı?
Hukukçular, kendi rızası dışında başka bir şehre gönderilen ya da ücreti düşürülen çalışanların öncelikle değişikliği yazılı olarak kabul etmediklerini işverene bildirmesini öneriyor. Görev yerini ve ücreti gösteren bordrolar, atama yazıları ve yazışmalar mutlaka saklanmalı. İş davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvuru zorunlu olduğundan, ilk adım ikamet edilen ya da işin yapıldığı yerdeki arabuluculuk bürosuna başvurmak oluyor. Yargıtay'ın bu kararı, benzer mağduriyet yaşayan işçiler için de güçlü bir dayanak oluşturuyor.